Sunday, December 30, 2012

Bekle bekle nereye kadar


Bir gece montajina gittiğim işlerimden birinin fotoğrafını çekeyim derken kendimi ardarda çektiğim fotoğraflarla timelapse yapmaya çalışırken buldum. 2000 kez deklanşöre basarak işin bitmesini beklemeyi zevkli hale getirdim kendime kesinlikle. Tam olarak başarılı sayılmasa da bir şeye benzeyen timelapse videom:

Mango Beyoğlu Sign Timelapse from Lotus Reklam on Vimeo.

Spider-man is amazing

Henüz fiction karakterler Holywood starı olmadan önce Spiderman'e tevazüsünden midir, saçlarına jöle basmadığından mıdır bilmiyorum ayrı bir sempati duymuşluğum vardı. Hani halkın içinden arabeski çalınır ya bazı ünlülere, benim hissiyat da o hesap sanırım. Gücünün sonsuz değil, limitli oluşu, hata yapabilir ve bunun için acı çekebilen olması gibi sebeplerden favorim canımın içi Spiderman'di çocukluğumdan beri. Tabiki çocukken bunları düşünemiyordum ama şuan farkındayım ki kendime yakın görüşüm bir süper kahramandan beklentilerim bunlar. Kendim bir süper kahraman olsam ekstra bir özellik da ha istemem eminim. Görünmez olmak, kurşun geçirmez olmak falan boş işler bunlar. 

Tobey Maguire'in oynadığı seriler başladığında bu kadar kısa sipidermen olmaz olsun dedim. Hele aşık olduğu kadın Kirsten Durst olunca kahroldum. Gözünün feri sönmüş gibi her an uykuya dalmak üzere gibi görünen ışıltıdan uzak baygın Kirsten içimi kıymaktan öteye gitmedi malesef. Filmler güzel adamlar listesinde adı unutulmayası James Franco'yu  kafamıza kazısa da no sipiderman no tobey diyebiliyorum ancak. Zamanının belki efektleri için izlenesi bir filmiydi bu seriler ama 2. ve 3. filminde daha da sıkıcı olmaktan öteye gidemedi. 


Taa kii The Amazing Spider-Man boy gösterene kadar. Yarabbim o nasıl bir güzel casting bir defa; sevimliliğinden kalkıp gidilemeyecek kadar şahane bir karakter yaratmış Andrew Garfield. Incecik hoş bir vücut, dudağının altında hep saklı bir buse ve kaşının köşesinde asılı kalmış bir muziplikle. Koskocaman gözleriyle aşık olunmaktan başka bir çarenin bulunamayacağı Gwen karakterini kim Emma Stone'a verdiyse hürmetlerimi iletiyorum ayrıca. Sadece oyuncular değil, hikayenin resmedilişi çok başarılı. Örümcek tarafından ısırıldıktan sonra yaşadığı şaşkınlıklar çok tatlı. Spiderman'e hayranlık duydurmak yerine bir de onun gözünden uçalım bakalım şu binalar arasında diyerek şahene bir efekt sunumu. Oraya buraya serpişmiş filmden sıkılma fırsatı asla vermeyen espriler ve sırt çantasıyla gezen bir süper kahraman. Filmi şimdi izledim. Bir daha olsa yine izlerim. Senaryo ucuzluktan çok öte. Bir ara kaçınılmaz olarak Amerikan kafasına iyiden iyiye girerek we are the world oldular ama araba hırsızının bıçak çektiğinde Spider-man'in taşak geçişi her şeye bedel. Sahne trailerda da var ama filmi izlemeden geçmesin fantasy tipi film severler. 




Monday, October 22, 2012

Bla

- Look Silas, Life is just bla bla bla. You hope for bla and sometimes you find it but mostly it's bla and waiting for a bla and hoping you are right about the blas you've made and then just when you think you've got the whole bla damn think figured out and you are surrounded one's you bla dead shows up and bla bla bla. (Weeds-Andy)