Translate
Showing posts with label Müzik. Show all posts
Showing posts with label Müzik. Show all posts
I can't leave my house
Or answer the phone
I'm going down again
But I'm not alone
Settling at last
Accounts of the soul
This for the trash
That paid in full
As for the fall, it
Began long ago
Can't stop the rain
Can't stop the snow
I sit in my chair
I look at the street
The neighbor returns
My smile of defeat
I move with the leaves
I shine with the chrome
I'm almost alive
I'm almost at home
No one to follow
And nothing to teach
Except that the goal
Falls short of the reach
Çocukluk dönemime ait bir şarkı.
elller, eller, eller
eller, eller, eller
sallanır dile gelir
bülbüller güle gelir
öpülür hale gelir
konuşan ellerimiz
savrulan mendil gibi
kalplerde kandil gibi
aşk okuyan dil gibi
kıvrılan ellerimiz
mektup yazar, naz eder
kışlarını yaz eder
açılır niyaz eder
uçuşan ellerimiz
mektup olur yazılır
falın olur bakılır
dostun olur sıkılır
uzanan ellerimiz
-Yıldırım Gürses
elller, eller, eller
eller, eller, eller
sallanır dile gelir
bülbüller güle gelir
öpülür hale gelir
konuşan ellerimiz
savrulan mendil gibi
kalplerde kandil gibi
aşk okuyan dil gibi
kıvrılan ellerimiz
mektup yazar, naz eder
kışlarını yaz eder
açılır niyaz eder
uçuşan ellerimiz
mektup olur yazılır
falın olur bakılır
dostun olur sıkılır
uzanan ellerimiz
-Yıldırım Gürses
İçindeki dinlemediğin yerlerinden mesaj var
Yıllar önce dinlediğim bir şarkı bu sabah birden aklıma geldi, şarkıda terk edilen Jennifer "gidemezsin arkadaş" isyanı var. Seveceksin diyor da başka bir şey demiyor (Dreamgirls filminden bir sahne).
Benim sözüm ilişkilerden öte içimizdeki o isyan eden tarafla ilgili. Hani bazı yerlerimiz vardır inatla sevemeyiz ya da görmezden geliriz. Hele bir de öfkeliyse iyice öteleriz, yalnız bırakırız, dinlemeyiz kendini ifade etmesine müsade etmeyiz. Yanında durmayız sahiplenmeyiz, varlığından korkarız, gerçekliğinden ürkeriz söylemesi muhtemel doğruların bizi sarsmasından, yıkılması gereken kalıpların varlığını farkettirmesinden ödümüz kopar. Sonra o bastırdığımız yerimiz bir kasırga koparır. O dakikadan sonra dinlememek mümkün olmaz. Çünkü aslında hiçbir yere gitmemiştir. Öyle bir şarkı, "seveceksin arkadaş, bir yere gitmiyorum sen de beni seveceksin...".
yes you aare, yes you aare
Alternatif ifade şekilleri için:
A gift of Love
Yolumu kaybettiğimde daha çok kaybolmamı sağlamış bir albüm sağolsun.
Aşk olsun.
Video'nun alt kısmında şarkıların listesi mevcut. 36 şarkı var fena.
Aşk olsun.
Video'nun alt kısmında şarkıların listesi mevcut. 36 şarkı var fena.
HUMAN's Musics
Dün akşam müzik keşfetmek bahanesiyle Youtube'un altını üstüne getirirken açtığım linklerden biriydi. Gecemin sonunda yarın tıklanmak üzere birikmiş bir çok sekme arasında günün kapanış videosu olarak bu videoyu seçip izledim.
Film drone ile belli bir yükseklikten çekilmiş sekansların müzik ile montajlanıp lirik bir şekilde sunulmasından ötürü biraz da uzun metraj video klip havasında bir belgesel film.
Belki hiç ziyaret etme fırsatı bulamayacağınız toprakları, hayatları ve eminim bir kısmının varlığından daha önce haberdar olmadığınız yaşamları tarladaki çiçekleri sunar gibi rengarenk sunmuş. Sekanslar arasında farklı farklı ülke vatandaşı olan insanların bir kaç saniyelik portreleri gösteriliyor.
-spoiler-
'tek düzeleşecek mi acaba?' diye düşünmeye başlamışken gelen bir 'Swimming in China' sahnesi ve sonrası var ki insanın ve dünyanın ne kadar zengin ve enteresan hikayelerle dolu olduğunu ve yapımın bu zenginliği yansıtmadan ve bunu hissettirmeden içeriği tamamlamayacağını gördüm.
-spoiler-
Öyle ki bir noktadan sonra yapımın ihtişamına alışıp daha fazlasını istemesi muhtemel iştahınızı doyurmadan kesinlikle sona ermiyor.
İzlemek için:
İzlemek için:
geçmişimden bir şarkı
Geçmişiyle yarışmamalı ya insan hani, andaki seni sevmeli, bazen geçmişindeki sen ana geliyor. Belki sevmediğin bir sen oluyor o gelen. O geleni de sevmek gerekiyor. Sevdiğin senler geliyorsa da tut sakın bırakma.
Gölünüze taş düşerim
Sözleri Metin Altıok'a ait bir şiirden Fazıl Say bestesi, Serenad Bağcan'ın yorumu. Ağıt gibi ağıt.
Bazan oturduğum yerde
Kendi kendime dalıp giderim,
Bulanık geçmişimle.
Genişleyen halkalar çizerim,
Bir düşün uyanık imgesine.
Gölünüze taş düşerim.
Sizse hep konuşursunuz
Sığınıp kof sözlere,
Kaçarak kendinizden
Uğuldayan hüznünüzle.
Telâşla geceyi bulursunuz.
Gözünüze yaş düşerim.
Ibrahim Maalouf - Beirut
Gün ortası dinlemeye başlayınca öğle rakısına oturmuşluk hüznü veren amaaa sonuna vardığımda ödüllere boğulmuşçasına ateşleyen şarkı.
Buluşmuşuz Aslında
Lara di Lara arada bir karşılaşmayı sevdiğim bir arkadaşım gibi. Bir çeşit umut, biraz hüzün, hem bilge, hem de canlı. Kalp.
Saltuk
Ailemizde evde beslediğimiz Janti isminde Fransız mastiff'i bir köpeğimiz vardı. Emirgan civarında araba ile ilerlerken onu gördüm sandım ve arabayı kenara çekerek peşinden gitmeye başladım. Aklıma gelen şu oldu, o dönem Emirgan'da oturan babanneme annemin onunla ziyarete gittiği ve Janti'nin de bu ziyaretten paçayı kurtarıp kendini sokağa attığı. Bu düşüncem her şeyi açıklıyordu. Takibe devam ettim. Janti olmadığını anlamam uzun sürmedi ancak hem arabadan inmiştim hem de bu cins bir köpeğin sokakta olması karşısındaki şokum dinmeyince peşini bırakamadım. Sahibini aramaya niyetlendim. Üzerinde tasması olmadığı için bir türlü tutamadığım köpekcağızı sonunda sözlerim ve iflah olmaz inadımla ikna edip arabaya bindirdim. Bunu yapmadan önce en yakın markete girip yardım istediğimde köpeğe bakıp açıkça reddettiler. 70 kg civarında bir hayvandı Pati.
İsmini devasa Pati'lerinden ötürü aldı. Veteriner ziyaretleri, muhit sorgulamaları sonuç vermeyince Pati'yi sahiplendirmeye karar verdim. Aynı evde iki yetişkin erkek Mastiff'in birlikte yaşamasının pek de mümkün olmadığını tecrübe ettikten sonra oldu bu.
Eve getirip yıkadıktan sonra 10 saate yakın uyku uyudu bu koca adam. Yatağımı ona verdim yalan değil.

Ondan ayrılmak inanılmaz zordu, dizlerimin dibinde günlerce beni seyretti. Teması bu kadar seven başka bir hayvan görmemiştim. Janti de sıcak kanlı bir köpekti ama Pati, ilk çocuğun üzerindeki 'nasıl büyütelim?' gerginliğini atlatmış ebeveynin ikinci çocuğuna benziyordu.
İlan verdikten sonra günlerce iş mülakatı yapar gibi insanlarla görüştüm. Sonunda içime sinen 2 kişiyi ayrı ayrı evime davet edip birebir ilişkilerini gözlemleyip karar vermenin uygun olacağına kanaat getirdim. Bunlardan birisi köpek çiftliği olan genç bir adamdı. Diğeri ise Saltuk.
Saltuk içeri girer girmez yıllardır görmediği dostunu görmüş gibi olmuştu Pati. Saltuk daha önce köpek bakmadığı için çekimser görünüyordu ama Pati sahibini kendisi seçmişti. Aşk dolu bir ilişkileri olduğunu biliyorum. Yine olsa yine ona emanet ederdim.
Pati'nin ender bulunan bir deri hastalığı çıktı, Saltuk insanlardan yardım toplayarak ilaçlarını getirtti. Şevval Sam da mama annesi olmuştu Pati'nin. Bir süre sonra ülkeden tamamen ayrılan Saltuk onu birine emanet etti. O kişinin de sevgiyle ona baktığını biliyorum. Sonra kaybettik Paticiğimizi (evden kaçtı bu arada bir kaç kez Kadıköy parkında buldular:)).
Bu şarkılarla da o zaman tanışmıştım.
Saltuk Erginer - Sisifos Hikayeleri albümünden:
Bertuğ Cemil - Geldim Gördüm Sevdim
Bertuğ, ailesiyle eşiyle çocuğuyla hayatımda güzel ve özel yeri olan sevdiğim bir arkadaşım. Müzikten ekmek yemesini canı gönülden istediğim, müzikle yaşamaya, müzikle doymaya, doyurmaya gönül vermiş ve hayatını bunun çevresinde kurmuş olduğunu biliyorum ve şahidiyim.
2. albümü Geldim Gördüm Sevdim'in albüm fotoğrafları çekiminde bulunup kamera arkasında dolandım birazcık. Albümün içerisindeki teşekkür yazısının bulunduğu, Bertuğ'un havada uçuyormuş gibi gösterildiği karenin çekimi de şu ana tekabül:

"Geldim Gördüm Sevdim" şarkısını paylaşıyorum.
Yavuz Çetin ismini kulağıma ilk çalan arkadaşımın nedense özellikle "Ten"de o tatlı tatlı dinleten tarzını hissettim.
2. albümü Geldim Gördüm Sevdim'in albüm fotoğrafları çekiminde bulunup kamera arkasında dolandım birazcık. Albümün içerisindeki teşekkür yazısının bulunduğu, Bertuğ'un havada uçuyormuş gibi gösterildiği karenin çekimi de şu ana tekabül:

"Geldim Gördüm Sevdim" şarkısını paylaşıyorum.
Yavuz Çetin ismini kulağıma ilk çalan arkadaşımın nedense özellikle "Ten"de o tatlı tatlı dinleten tarzını hissettim.
Haydin bakalım. Yolu açık olsun.
Nimet gibi Video Klip
Linkin Park musiki grubunun bu sene çıkardığı A Thousand Suns isimli albümünün sekkiz numaralı şarkısı olan bu pek değerli "Waiting for the End" isimli eserin 3D, grafik, minimik, gubidik sevenlere hitap edecek ekmek gibi nimet gibi klibini araştırmacı gazeteci mimar bir arkadaşım vesilesiyle izledim, dinledim, dokundum.
Eser sahiplerinin bu şarkının güzelliğiyle de "Linkin Park sevmem ama güzel şarkı" dedirtmeyi amaçladıklarını sanıyorum.
Çok güzel diyorum. İzle diyorum.
Eser sahiplerinin bu şarkının güzelliğiyle de "Linkin Park sevmem ama güzel şarkı" dedirtmeyi amaçladıklarını sanıyorum.
Çok güzel diyorum. İzle diyorum.
Damarlarımda Akan Asil Trance Kan
Çeşit çeşit müzik dinliyorum. Duygu durumuma göre Blues, Rock, World, Soul... gidiyor böyle. Ağırlık Rock müzikten yana gibi duruyor genelde. Ancak mevzunun bir özü var reddemeyeceğim; ne dinlersem dinleyeyim electronic müzikle olan bağım hep farklı bir derinlikte oluyor. Bunu jenerasyona ve büyürken abimin sürekli yan odamda duvarları sarsacak derecede dinlediği müziklere bağlıyorum. 20 yaşından sonra Rock müziği tanımaya başlamış olduğumu düşünürsek damarlarımda electronic popçu kanı akıyor sanıyorum. Babamın benim dinlediğim Funk müzikleri duyunca gençliğine dönmesi gibi ben de 60'lı yaşlarıma ulaşırsam bir trance parçası duyduğumda içleneceğimi hayal ediyorum.
Bu sene İngiltere Stratford Upon Avon'da yapılan Global Gathering Festival'ine gitme fırsatım oldu. Yapılan en büyük electronic müzik organizasyonu başladığından beri. Abartmıyorum kendimi bildim bileli hayalini kurduğum bir şeyi gerçekleştirmiş oldum oraya giderek. Türkiye'de benzerleri yapılan bir organizasyon ancak gördüm ki isimlerinden başka bir şeyleri benzemiyor. Orada yaşadığım 3 günün ardından tekrardan "hayatımda hiç bu kadar eğlenmedim" diyemeyeceğimi bile düşündüm. Festival sonrasında çok uzun süreyi de kendime gelmeye çalışmakla geçirdim. Eğlenmeyi malesef bizden daha iyi bilen binlerce insanın arasında ezilmeden en çok sevdiğim DJ'leri dinleyerek çimlerde uzanıp gökyüzünü izledim. İçtik içtik ayıldık, mis gibiydi.
Kamp alanı ile sahneler arasında yürüdüğümüz yoldan bir kare

Aşağıdaki listede gücümün yettiği kadarını dinledim 3 gün boyunca. Ancak Armin Van Buuren'ın bana ve binlerce kişiye yaşattığı eğlence açık ara farkla öndeydi.

Küçüklerime anlatmak ve onları teşvik etmek istediğim şey kesinlikle 'eğlenmek'. Herkes eğlensin hep gülelim istiyorum çok şey mi istiyorum...
**
Bunları tekrar düşünmeme sebep güzellikte bir ev partisi yaptık Ankara'da yılbaşı öncesi. Turntable'ın başında cillop gibi çalan DJ Loopo arkadaşım vardı. Arada yanına gidip kulaklığını ödünç aldığımda dışarı çıkan müzikle kulaklıktan duyduğum arasındaki fark beni dehşete düşürdü her seferinde. Gittiğim festival ve konserlerde en çok eğlenenin DJ olduğunu farkettim o gece. Ne güzeldi...
Dün gece de sahilde rakı içip balık yedikten sonra arabada gezmeye başladık bir kaç arkadaş. Lapa lapa kar yağıyor sokaklar bomboş, CD çalarda Armin Van Buuren'in A State Of Trance programı için hazırladığı 2009 Christmas 25 Countdown seti vardı, dinleye dinleye tur attık tüm İstanbul'da.
Kro muyuz biz diye çok sorguladım bugün. Şahin'ine binip techno müzik açıp camlardan sarkarak ışıkta bekleyen abilerden farkımız mı vardı şimdi bacaklarımız kılsız diye? Bence yoktu kopçiki kopçiki dolaştık balık kokan ağzımızla. Kroyduk ama eğlence bizdeydi. Fena eğlendik, Armin olmasa da eğlenirdik yapmadığımız şey değil. Ama idda ediyorum, en çok ben eğlendim. Çok sevdiğim dostlarım arabamda, şehrimde, dizimin dibinde. Kar yağıyor ve damarlarımdaki kanı besleyen bir müzik çalıyor...
Gece bitti herkesi güzergahında bıraktım ve eve döndüm, Armin'le kaldık başbaşa. Bana şu şarkıyı çaldı ve ben duygulanmayı başardım:
This morning comes a step too soon
A lonely gaze, and empty room
You’re a far cry
a distant memory
but something inside of me always knew this
I’d be standing here without you
As if nothing’s happened
As if nothing’s wrong
the world seems to move on, the world carries on
I’ll starve for your love, hungry I fall
as if nothing’s happened
nothing at all
Harca beni bozuk para gibi
Ne güzel şarkılar var şu dünya üzerinde ve hepsini dinlemek istiyorum, bundan başlayayım baaari.
Subscribe to:
Posts (Atom)

