Translate
hope'um patladı
Patlattılar, hiç bir şey yapamadım. Öyle baktım kaldım.
Top'arlayamadım.
Güne nasıl başlanır, güne nasıl devam edilir, güne nasıl dayanılır unuttum.
Unutuyorum.
Yeşermeye çalışıyorum. Topraklar kupkuru. Suluyorum suluyorum yine suluyorum yine kuru.
Kurutuyorum belli ki. Bir kaynak arıyorum. Böyle, bir fışkıracak ki bir daha kurutmak kimsenin elinden gelmesin.
Hope'umun patladığını hatırlamak bile mümkün olmasın.
İçimdeki 'Yapma' sesi, yerini 'işte böyle' ile değiştirsin.
Beni delirten, beni kendimden çıkaran sesler, hiç olmasın. Her ses, kendime döndürsün beni. Her hareketim emin bir yerden gelsin. 'Acaba'lar tükensin. Emin olsun adım. Her adımım emin olsun.
Gördüklerim, gerçek mi? Bunca gördüğüm akıp gitsin içimden. Müzik hiç susmasın. Sustuğu anda ölüyorum. Ölmek değil, yaşamak istiyorum. Kana kana sevmek istiyorum ve artık yalnızca bir kez ölmek istiyorum.
Hayır sesine gerek bile olmasın.
Evet'lerimi duyayım.
Haykırsın evetler.
Eveeet,
eveeeet, eveeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeweeeeeeeeeet!
Yaşamaya evet.
Bekle bekle nereye kadar
Bir gece montajina gittiğim işlerimden birinin fotoğrafını çekeyim derken kendimi ardarda çektiğim fotoğraflarla timelapse yapmaya çalışırken buldum. 2000 kez deklanşöre basarak işin bitmesini beklemeyi zevkli hale getirdim kendime kesinlikle. Tam olarak başarılı sayılmasa da bir şeye benzeyen timelapse videom:
Mango Beyoğlu Sign Timelapse from Lotus Reklam on Vimeo.
Spider-man is amazing
Henüz fiction karakterler Holywood starı olmadan önce Spiderman'e tevazüsünden midir, saçlarına jöle basmadığından mıdır bilmiyorum ayrı bir sempati duymuşluğum vardı. Hani halkın içinden arabeski çalınır ya bazı ünlülere, benim hissiyat da o hesap sanırım. Gücünün sonsuz değil, limitli oluşu, hata yapabilir ve bunun için acı çekebilen olması gibi sebeplerden favorim canımın içi Spiderman'di çocukluğumdan beri. Tabiki çocukken bunları düşünemiyordum ama şuan farkındayım ki kendime yakın görüşüm bir süper kahramandan beklentilerim bunlar. Kendim bir süper kahraman olsam ekstra bir özellik daha istemem eminim. Görünmez olmak, kurşun geçirmez olmak falan boş işler bunlar.
Tobey Maguire'in oynadığı seriler başladığında bu kadar kısa sipidermen olmaz olsun dedim. Hele aşık olduğu kadın Kirsten Durst olunca kahroldum. Gözünün feri sönmüş gibi her an uykuya dalmak üzere gibi görünen ışıltıdan uzak baygın Kirsten içimi kıymaktan öteye gitmedi malesef. Filmler güzel adamlar listesinde adı unutulmayası James Franco'yu kafamıza kazısa da "no sipiderman no tobey" diyebiliyorum ancak. Zamanının belki efektleri için izlenesi bir filmiydi bu seriler ama 2. ve 3. filminde daha da sıkıcı olmaktan öteye gidemedi.
Taa kii The Amazing Spider-Man boy gösterene kadar. Yarabbim o nasıl bir güzel casting bir defa; sevimliliğinden kalkıp gidilemeyecek kadar şahane bir karakter yaratmış Andrew Garfield. İncecik bir vücut, dudağının altında hep saklı bir buse ve kaşının köşesinde asılı kalmış bir muziplikle. Koskocaman gözleriyle aşık olunmaktan başka bir çarenin bulunamayacağı Gwen karakterini kim Emma Stone'a verdiyse hürmetlerimi iletiyorum ayrıca. Sadece oyuncular değil, hikayenin resmedilişi çok başarılı. Örümcek tarafından ısırıldıktan sonra yaşadığı şaşkınlıklar çok tatlı. Spiderman'e hayranlık duydurmak yerine bir de onun gözünden uçalım bakalım şu binalar arasında diyerek şahene bir efekt sunumu. Oraya buraya serpişmiş filmden sıkılma fırsatı asla vermeyen espriler ve sırt çantasıyla gezen bir süper kahraman. Filmi şimdi izledim. Bir daha olsa yine izlerim. Senaryo ucuzluktan çok öte. Bir ara kaçınılmaz olarak Amerikan kafasına iyiden iyiye girerek "we are the world" oldular ama araba hırsızının bıçak çektiğinde Spider-man'in dalga geçişi her şeye bedel. Sahne trailerda da var ama filmi izlemeden geçmesin fantasy tipi film severler.
Subscribe to:
Posts (Atom)