Wednesday, April 29, 2009

Dogum Günümde Ölenler

Benim memletekimde anasinin ogullari patir patir topraga duserken, alinmayan onlemleri, kendimi bildim bileli verilemeyen guveni, kendi ulkesinde kendi topraginda guvenle yasama duygusunu veremeyen zihniyetleri, guvenlik gucsuzluklerini; yonetmekten, telkinden, temsilden uzak politikasizlari, durustlugun meziyet olmaktan ciktigi gunleri, rantcilari dusunerek agliyorum bugun. 

Baskasinin memleketinde guven duymaya sebep olan kendi ulkemin itici yasam sartlarini hergun daha da besleyenleri, bunlara karsilik; birlik olmak, dusunmek, protesto etmek, fikir beyan etmek hatta beyani birak fikir uretmek gerekliligini unutturanlari; sesini duyurma isteginde olanlara, basına, medyaya kostek olanlari, sindirenleri dusunup sövuyorum bugun. 

Dun, bizim bu basit afisi bile yapmakta neden aciz oldugumuzu dusunerek su fotografi cekmistim: 

Bugunse hergun gibi aciziyetimizi hatirlatan haberler okudum. 
Yazik, bir canimiz var onu da boyle yiyip bitiriyorlar.
Haber icin tikla, zaten baska da bir sey yapan yok.

Sunday, April 19, 2009

Scintillation

Xavier Chassaing, genc Fransiz yonetmen bir kimse, evde can sıkıntısından sanat yapan cinsten.

"Tum sahip oldugum
, bir daire, kucuk DSLR kameram, kucuk bir bilgisayar ve kucuk bir projeksiyondu." 

(yok yeaa.. yemezler)

35.000 adetin uzerinde fotograf cekerek olusturdugu filminde, hareketli gibi gorunen ama hareket kabiliyeti cok yavas olan bir mekanizma kurarak her kare icin 1 saniyelik uzun pozlama yapmis ve saniye basina 1 kare cekmis. En iyi kamera bile normal hizda cekim yaptiginda bu tur bir hassasiyetle yarisamayacagini soylemis kendisi. Ne de dogru demis ve herseyi kendi basina 3 boyutlu animasyonu projektoruyle objelerin ustune yansitmis, mekanizmasini kurmus ve sonucta her seyi duzenlemis...  

Uzerine de Fedaden kisisi muzik yapmis sahanesinden.

Sonucunda da ortaya soyle de bir sey cikmis:

Sunday, April 12, 2009

All of my fruit is yours to take

3 yil arkadan gelen bir yazi bu belki de, gecen yil kesfettigim Madonna konserine dair... Benim icin gundeme gelis sebebi muhterem Madonna'nin son turnesi. Istanbul'a yine gelmiyor. Elbet bir gun gelecek. Ben burada (Londra) gitme hesaplarindayim, 2 ay yemek yemeden yasarsam bu butceyle sahne arkasindaki ust tribunden bir kisilik yer alabiliyorum. Malesef ciddiyim. Oeeh yea... 

Madonna'nin 2005 yilinda cikardigi Confessions On A Dance Floor albumundeki sarkilarinin hepsini, eski albumlerinden de bazi parcalarini seslendirdigi Londra konseri  The Confessions Tour ismiyle bir DVD olarak da piyasada bayadir (2006). Bilenler bilmeyenlere anlatsin zihniyeti benimki, bilmeyen varsa bilsin cidden. 

Gorup gorulebilecek en muhtesem sahne performanslarindan birisi denilebilecek kadar cilgin bir konser bu. Madonna'ya ya da sarkilarina hicbir sekilde ilgi duymayan bir cok insani bu konser goruntuleriyle zehirliyorum zaman zaman. Etkilenmemek imkansiz. Ayrica izleyecek bir sey bulamadigimda ekranin kenarinda minicik halde bu DVD'yi oynatiyorum. Her izledigimde sasirabilecegim bir goruntuye rastliyorum. Sasirmayana kadar izlemeye devam edecegim sanirim. 

Jump sarkisindan sonra Confessions bolumundeki kareografi roman gibi, kesinlikle favorim. 1993 yilindaki Erotica albumundeki Erotica sarkisina da harika bir versiyon yapmislar konserin sonlarina dogru cikacak meydana. 

Bir de Metacafe'den embed etmis bulundugum bu sarki var... Like it or not, yazar burada 'isine gelirse yani' diyor ve Madonna da cay bahcesi sandalyesiyle yapilabilecek en seksapel hareketleri yapiyor: 

I'll be the garden, you'll be the snake
All of my fruit is yours to take
xxx
This is who I am
You can
like it or not
You can love me or leave me
Cus I'm never gonna stop

Yuru be Madonna